|
Herbirimizin içine kurulan kürsü bize sesleniyor, bizi hesaba
çekiyor.
Düşünüyor musun! fark ediyor musun! Tevbe ediyor musun!
Tevbe suları sonsuz çağların şırıltısını, aydınlığını, engin
ufukların pırıltısını taşıyıp duruyor…
Bu taşı yoldan niçin kaldırmadım ben!
bu çiçeğe bu hafta niçin su vermedim ben!
şu çocuğun saçlarını niçin okşamadım ben!
komşunun kapısını bir kez olsun çalmadım mı ben!
alnımı secdeye bir kez olsun koymadım mı ben!…
Derken ben, benlikten sıyrılıyor ve Ramazanı Şerifin müjdecisi,
Recebi Şerifin oruçlarına, hayırlarına, şefkatine karışıyor…
3 ayların manevi iklimi her yeri sarıyor
Rabbimiz, mekânlar içinde mukaddes mekânlar; zamanlar içinde de
mukaddes zamanlar yaratmıştır. Üç Aylar en müstesna zaman dilimlerini
oluşturmaktadır.
Hayatın sıkıntıları ve nefislerin tazyiki karşısında istikameti
muhafazada bitkin düşen ruhlarımızı ihya edecek mübarek bir zaman dilimine
girmiş bulunuyoruz. Birbiri ardına gelecek mübarek gün ve geceleri ganimet
bilmeli, geride kalan hayatımızın muhasebesini ciddi anlamda yapabilmeliyiz. Her
gün yapabilsek ne iyi; ancak Recep, Şaban ve Ramazan’da Cenab-ı Hakk’ın kulluk
kapısını daha heyecanla çalabilmeli ve yeniden tazelenebilmeliyiz. Çünkü Cenab-ı
Hak, insana takvasına göre değer verecektir. (”Habibim, de ki: Eğer duanız ve
ibadetiniz olmasa, Rabb’iniz size ne diye değer versin?” Furkan 25/77)
Üç aylar bir yarıştır ve biz bu yarışı kazanmaya çalışmalıyız. Bu
aylarda hissedilen manevî esintiler, müminlerin Allah’a yaklaşma ve onun
rızasını kazanmakta daha dikkatli olmaları öyle bir hava meydana getirir ki, o
havadan inanmayanlar da faydalanır. Böylece onlar da hisselerini almış olurlar.
Bu aylarda ibadetleri artırmalı. Zikir ve fikirde derinleşmeli. İnsanlarla
diyaloglarımızda daha dikkatli olmalı. İncitmemeye, üzmemeye, kırmamaya
çalışmalıyız.
Umut Fm’e Teşekkür ederiz.
-----------
Bir terzi, Allah dostlarından birine sorar:
-Peygamberimizin,
“Allahü teâlâ, günahkâr kulunun tövbesini, canı gargaraya gelmeden kabul eder”
hadis-i şerifi hakkında ne buyurursunuz?
Cevap vermeden o kimseye sorar
mübarek zât.
- Mesleğin nedir?
-Terziyim, elbise dikerim.
-Terzilikte
en kolay şey nedir?
-Makası tutup, kumaş kesmektir.
-Kaç senedir, bu işi
yaparsın?
-Otuz senedir.
-Canın gargaraya geldiği zaman kumaş kesebilir
misin?
-Hayır, kesemem!
-Bir müddet zahmet çekip, öğrendiğin ve otuz sene
kolaylıkla yaptığın bir işi, o zaman yapamazsan, ömründe hiç yapmadığın tövbeyi
o zaman nasıl yapabilirsin? Bugün gücün yerinde iken tövbe et! O zaman belki
yapamazsın, buyurdu.

Görüntüleme sayısı: 865
Sadece kayıtlı kullanıcılar yorum yazabilir. Lütfen sisteme giriş yapın veya kayıt olun. |